Enes bin Malik şöyle anlatmıştır: “Bir bedevi, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin huzuruna gelerek: – Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet ne zamandır? Diye sordu. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: – Kıyamete ne hazırladın? Buyurarak, karşı bir soru sordu. Bedevi: – Ona, Allah ve Resulünün sevgisini hazırladım, dedi. Bunun üzerine, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem
Sehl bin Sa’d şöyle anlatmıştır: “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hayber gününde: “And olsun, ben şu bayrağı yarın bir kişiye vereceğim ki Allah onun eliyle Hayber’i fethedecektir. O, Allah ve Resulü’nü sever, Allah ve Resulü de onu sever.” diye buyurdu. Halk, o gece sabaha kadar, bayrağın kime verileceğini, o kişinin kim olacağını müzakere edip
Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun; herkes yarına ne hazırladığına baksın.” (Haşr; 17) Allah-u Zülcelal bu ayet-i kerime ile bizlere geçmişte yaptığımız amellerin muhasebesini yapmamızı emretmektedir. İnsan en büyük düşmanının iki koltuğunun altında bulunan nefsinin olduğunu iyi bilmelidir. Nefis, kötülüğe meyilli olarak yaratılmıştır. Nefsin görevi, insanı iyilikten uzaklaştırıp kötülüğü emretmektir.
Yabancı Kadınla Tokalaşmak Caiz midir? Hanefi ve Şafii mezhebine göre, mahrem olmayan kadına dokunmak veya tokalaşmak haramdır. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem)’e bey’at eden kadınlar; “Ey Allah’ın Resulü! Bey’at ederken elimizi tutmadınız” dediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu; ”Kadınların elini tutup tokalaşmam.” (Nesâi, İbn-i Mace) Hz. Aişe (radiyallahu anha); “Vallahi,