Nefis; En Kötü İlah

Allah-u Zülcelal Ayet-i Kerimede şöyle buyurmuştur:

“Allah yolundan sapanlara, hesap gününü unutmaları yüzünden, şiddetli bir azap vardır.” (Sâd; 26)

Dünya hayatındayken, Allah-u Zülcelal’in uyarılarına rağmen, hesap gününü unutarak, nefislerinin arzusuna tabi olup, Allah-u Zülcelal’in doğru ve saadete götüren yolundan ayrılanlar için ahirette büyük ve çetin bir azap vardır.

Akılsız insan odur ki, yaşadığı süre içinde, ahiret mutluluğunu düşünmeden, kendi ateşini kendi eliyle tutuşturur. Ne yazık ki, insan Allah-u Zülcelal’den o kadar gafildir ki, arkasında cehennem olduğunu bildiğihalde, gülmeye devam eder. Halbuki tek kurtuluş yolu, çok ağlamak ve daima Allah-u Zülcelal’e yalvarmaktır.

Bütün kötülüklerin anası, nefsin isteklerine uymaktır. Nefis, hiçbir zaman insana, bir şeref, bir mükâfat kazandırmaz. İmam-ı Şafii (Radıyallahu Anh) Hz. şöyle buyurmuştur:

“İki görüşten hangisi doğru, hangisi yanlış diye karar veremediğiniz zaman, nefsi isteklerinizin meyl ettiğinin tersine olanını seçiniz. Zira nefis, insanı daima kınanmış amelleri yapmaya teşvik eder.”

Bundan dolayı Firavun’un durumunu daima hatırımızda bulundurmalıyız. Çünkü, onun nefsi kendisine; “Ben Rabb’ım” dedirtti. Nefsimizi serbest bırakıp, gem vurmadığımız zaman, tabi ki nefis de bizi günaha sürüklemeye devam edecektir.

Bu Ahir Zaman’da insanın nefsi, Allah-u Zülcelal’e yönelmeye engel olmak için oldukça büyük çaba sarf etmektedir. İnsanın ibadet, zikir, sohbet, hizmet yapmasını istemediğinden, türlü bahanelerle onu bu işlerden alıkoymaya gayret eder.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hadis-i şeriflerinde:

“Yeryüzünde ilâh olarak ibadet edilenler içinde, Allah-u Zülcelal’e karşı, heva-i nefisten (nefsin arzularından) daha büyüğünü görmedim” buyurmuştur. Nefse tabi olmak, putlara tabi olup, onlara ibadet etmekten  daha ağır bir suçtur.

Onun için elimizden geldiği kadar, nefisimizin arzularına uymaktan sakınmalıyız. Nefis ve şeytanla mücadele, insan için çok büyük bir mücadeledir. Bunun şuurunda olarak, nefisimize hakim olmaya gayret etmeliyiz. Çakmak taşında ateşin gizlenmesi gibi, nefsin istekleri de kalpte öyle gizlidir. Çakıldığı zaman parlar, kendi haline bırakıldığı zaman gizlenir.

Nefsin isteklerine uymak, çirkin bir binektir. Bizi, Allah-u Zülcelal’in yolundan, zikirden, ibadetten, hizmetten alıkoyup, günahlara ve karanlıklara sürükleyerek geri bırakır. Tabi ki bu, insanın imtihanıdır. Dediğimiz gibi imtihanı kazanmak için biraz mücadele etmek lazımdır.

Kim ki hayata, nefsinin isteklerinin gözüyle bakarsa, daha dünyada iken kendi –cehennem- ateşini yakmış demektir.

Onun için elimizden geldiği kadar, hata ve günahlar üzerinde konaklamadan, kendimizi Allah-u Zülcelal’e yöneltmeliyiz.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menü