Kişi Arkadaşının Dini Üzeredir

İnsan kiminle oturup kalkarsa ondan etkilenir hal in’ikası, yani yansıması olur. Bir kimse içki içmiyorsa bile içki içen biriyle arkadaşlık yaptığı zaman, bir müddet sonra o da içkiye başlayabilir; en azından bu haramı normal görmeye başlar. Islah olan bir kişiyle arkadaşlık yapan kişi ise onunla beraber Allah’ın rızasını kazanabileceği işler yapar.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Bu yüzden, kişi kimi dost edineceğine iyi baksın.” (Ebû Dâvûd, Edeb: 16) buyurmuştur. 

Elimizden geldiği kadar, salih arkadaşlarla beraber olalım. Bazı insanlar, kendilerine öyle bir yol buluyor ki, “Peygamberlerin, hulefa-i raşidinin, evliyaların yolu doğru değil, benim yolum doğru.” diyor. Kendisi abdest almayı bilmiyor ama kendi yolunu onların yoluna tercih ediyor ve diğerlerini de yönlendiriyor. 

Biz, niçin namazlardan sonra istiğfar getiriyoruz?

“Ya Rabbi, ben senin rızan için ibadet yapıyorum ama hakkını vererek yapamıyorum. Namazlarımı gaflet ile kılıyorum. Senin verdiğin nimetlerin şükründen acizim. Benim yaptığım ibadet yeterli değil, onun için sen fazlınla, kereminle, ihsanınla benden bu ibadeti kabul et.” Diyerek, dua ve istiğfar etmemiz lazım geldiği için…

Çünkü kişi tevbeye devam ederse Allah-u Zülcelal o kişinin üzerinde ne kadar darlık sıkıntı varsa giderir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor, “Her kim, tevbe etmeye devam ederse Allah da onun sıkıntısını neşeye çevirir, darlığına bir çıkış yolu bulur ve ummadığı bir yerden onu rızıklandırır.” (Ebû Dâvud, I, 348) 

Mümin için tevbe ilaçtır. Kendimiz de tevbe edelim başkalarının da tevbesine vesile olalım, onların da sevaplarına ortak olalım inşaallah. Gençler gençleri, ihtiyarlar ihtiyarları davet etsin. 

Tevbe yalnız dille değildir, tevbe aynı zamanda kalple de olmalıdır. 

Tevbe ettikten sonra kendimize çeki düzen vermeliyiz, haramlardan sakınmalıyız, namazlarımızı vaktinde kılmalı, ibadetlerimize ihtimam göstermeliyiz. Müezzin ezan okuduğu zaman, hemen camiye koşmalı, cemaate katılmalıyız, çünkü o Allah’ın davetidir, icabet etmeliyiz. 

Eğer kişi tevbe ettikten sonra, onda bir düzelme hâsıl olduysa bu tevbesinin kabul oluşuna işarettir ki Allah onu huzuruna kabul etmiştir, onun tevbesini samimi bulmuştur.

Allah-u Zülcelal hepimize, onun katında makbul tevbeyi ve tevbemize sadık kalmayı nasip etsin. (Âmin)

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menü