Kalp Vucudun Patişahıdır

Rızasını arayanı Allah onunla kurtuluş yollarına götürür ve onları iradesiyle karanlıklardan aydınlığa çıkarır, dosdoğru bir yola iletir.” (Maide 16)Allah’u

Zülcelal’in rızası insanın nefsinin arzularına göre değildir. Allah’u Zülcelal’in iradesine göredir. Allah’u Zülcelal ne şekilde  irade  ediyorsa ve ne şekilde razı olacaksa, öyle olmamızı lazımdır. Kalp vücudun padişahı gibidir. Nasıl padişahı gibidir. Nasıl padişahın hizmetini ince ince yapan hizmetçiler varsa, vücudun azaları da kalbin hizmetçileri gibidir. O ıslah oldu mu, Allah’u Zülcelal’e karşı halis ve adaletli oldu mu, diğer azalar da onun emrinde oldukları için ıslah olacak, halis olacaklardır. Onun için Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’de bir hadisi şeriflerinde: “İnsanın vücudunda bir et parçası vardır. O ıslah etmek için devamlı Allah’u Zülcelal’in zikrini yapmak ve bilhassa saadatların kitaplarını okumak lazımdır. Çünkü onların kitaplarını okumadan olmuyor. Amelin içine nefsin arzuları giri-yor. Nefsin arzularının girdiği amelden de hiçbir hayır gelmez.  Şeyh Abdülkadiri Geylani (Kuddise Sırruh) buyuruyor ki:“Sen herhangi bir kimseye buğz ettiğin zaman, ‘Ben buna niçin buğz ettim’ diye  kendi nefsinle konuştuğun zaman,

nefsin sana: “Bu adam içki içiyor, kumar oynuyor, hırsızlık yapıyor, insanlara zulüm ve hakaret  yapıyor, namaz kılmıyor. Bunun için ona buğz ediyorum.” derse “Elhamdülillah! Sen haklı olarak ona bağz ediyorsun.

Allah’u Zülcelal’de bunu sevmiyor, sende onu sevmeyerek, Allah’u Zülcelal’e uydun. Şeytan onu seviyor. Sen onu sevmeyerek şeytandan ayrılıp Allah’u Zülcelal’in  tarafına geçtin’, diyerek nefsini takdir et.”
“‘Bir kimseye buğz ettiğin zaman ben buna niçin buğz ediyorum’ diye yine nefsinle konuştuğun zaman, nefsin sana :
“Bu adam zikir yapıyor, namaz kılıyor, ama benim yanımda değil başka yerde bunları yayıyor. Bunları benim yanımda yapması hoşuma gidiyor. Benim yanımda yapmadığı için ona buğz ediyordum.” derse 
“Eyvah!  Ey Nefsim sen ne yapıyorsun? Allah’u Zülcelal onu seviyor, sen buğz ediyorsun. Ona buğz ederek Allah’tan ayrıldın. Şeytan ona buğz ediyor. Sende şeytana uydun.” diyerek hemen nefsini yola getir.”
Tabii insan şeyh Abdülkadir Geylaninin sözünü okumamışsa, bu hali ölünceye kadar devam eder ve o halin üzerinde ölür. Allah’u Zülcelal’in yolunun üzerinde ilim lazımdır.
İlim olmadığı zaman mutlaka insan kendi nefsinin arzularına uyarak hataya düşecektir. Nefsin arzuları da bir amelin içine girdi mi o amelden hayır gelmez. Onun için amelde sadece Allah’u Zülcelal’in rızası olmalıdır. Nefs daima kötülüğü emreder, hayırları yapmayı istemez. Onun için  aklı nefse  amir  muhalefet etmek, Allah’u Zülcelal’in yanında çok  makbuldür.
Allah’u Zülcelal kendi rızasını bir tarafa, nefsin arzularını da bir tarafa koymuştur. Kullarını: Acaba benim rızamı mı seçecek yoksa nefsinin arzularını mı seçecek diye daima imtihan etmektedir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menü