Kadınlara ait haller


Fotoğraf ; Mücahit Yıldız

Burada erkeklerden farklı olarak kadınların hallerini kısaca anlatacağız.

Kadınların üç türlü hali vardır. Bunlar:

1- Hayız Hali;

2- Nifas (Lohusa) Hali;

3- İstihaza (Özür Kanı) Halidir.

1-HAYIZ (Aybaşı):

Hayız, bir hastalık sonucu değil de, erginlik çağına gelmiş bir kadının rahminden belirli günlerde gelen kandır. Hanefi ve Şafii mezhebine göre, Kadınların hayız hali, en erken dokuz yaşında erginlik ile başlar. Kız çocukları ilk adet kanı ile buluğ çağına girmiş olurlar ve namaz, oruç gibi ibadetlere karşı yükümlü olur. Eğer on beş yaşına girdiği halde adet görmemişse bile, buluğa girmiş olur.

HAYIZIN SÜRESİ;

Hanefi mezhebine göre, Hayız kanının en az süresi, geceli-gündüzlü üç gün; en uzun süresi de on gündür.

Şafi mezhebine göre ise, ay halinin en az süresi bir gün, en fazla on beş gündür. 

Hayız kanının rengi, kırmızı, sarı, siyah ve toprak rengi olabileceği gibi bulanıkta olabilir. Fakat genellikle, siyaha yakın koyu bir renkte ve kötü bir kokusu vardır.

Hayız kanının hayız müddeti boyunca gelmesi şart değildir. Kan, hayız müddeti boyunca aralıklarla görüldüğü zaman, kadının hayızlı olarak kabul edilmesi için yeterlidir. Hatta bazen kan, başlangıçta gelip kesilir, hayız müddetinin sonunda da beyaz bir akıntı gelebilir. İşte bu sürenin sonunda kadının gusül yapması farzdır.  

NİFAS (Lohusalık)

Nifas, doğum yapan bir kadının, doğum zamanında veya doğumdan sonra rahminden gelen kandır. Nifas hali, normal ve tam bir doğumdan sonra olabileceği gibi, ceninin (çocuğun) organları belli olduktan sonra meydana gelen düşük sonucu da olabilir.

NİFAS HALİNİN SÜRESİ;

Nifas için asgari süre sözkonusu değildir. Başlangıç zamanı, çocuğun doğumu veya en az yarısının doğmuş olma anıdır. Bundan sonra görülebilen kan, nifas kanıdır. Bu, yalnız bir gün sürebileceği gibi, kırk gün süre ile de akabilir.

Hanefi mezhebine göre, nifasın en fazla süresi, kırk gündür.  Şafii mezhebine göre ise, nifasın en fazla süresi altmış gündür. Fakat ortalama olarak kırk gün kabul edilmiştir.

Fakat bu süre boyunca kanın devamlı görülmesi şart değildir.  Ay halinde olduğu gibi lohusalıkta da, aralıklarla kan görülebilir. Bu durumda lohusalık kanı süresi içinde görülen temizlik süreleri de, ne kadar fazla olursa olsun, nifas olarak kabul edilir. Lohusalık süresinin sona erdiği, genellikle gelen beyaz bir akıntı ile belirlenir.

Şafii mezhebine göre, lohusalık kanı süresi içindeki temizlik, şayet on beş günü bulursa; tercih edilen görüşe göre bu sürenin tamamı da nifastan kabul edilir. Şayet doğumdan sonra hiç kan gelmez ve on beş gün süre ile hiç kan görülmez ise, bu durumda sürenin tamamı temizlik olarak kabul edilir. Böylece kadının lohusalığı bulunmamış olur. Bundan sonra kan gelecek olursa; hayız hükmünü alır.

Nifas müddetinin bitiminde kadının gusül yapması farzdır.

Hayızlı ve nifaslı kadınların temizlenmedikçe eşleri ile cinsi münasebette bulunmaları haramdır. Çünkü Allah’u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Sana kadınların hayız halinden soruyorlar. Deki: ‘O, bir hastalıktır. Hayız halinde iken kadınlardan ayrı durun. (Cinsi münasebette bulunmayın) Ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah, daima tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara 222)

hayız ve nifas halinde bulunan kadınlar, yukarıda geçtiği gibi namaz kılmak, oruç tutmak gibi ibadetleri yapamazlar. Temizlendikten sonra, tutamadıkları oruçları kaza ederler, fakat kılmadıkları namazları kaza etmezler.

İSTİHÂZE (Özür kanı) HALİ

İstihaze; bir hastalık sonucu rahimden değil de, cinsel organdaki bir damardan gelip akan kokusuz kandır. Bu kan özür kanı olup, hastalık kanıdır.

Hanefi mezhebine göre, Üç günden az, on günden çok gelen kan, hayız değil, istihaze kanıdır.

Şafii mezhebine göre, bir günden az on beş günden çok gelen kan istihaze kanıdır.

 Bir çok kadında adet süresi bellidir. Bazılarında dört, bazılarında yedi, sekiz gün olur.

İstihaze kanı, diğer ağız ve burun gibi organlardan gelen kan gibidir. Bunlarla yalnız abdest bozulur. Devam ederse özür sahibi sayılır.

Böyle kadınlar namaz kılarlar ve oruç tutarlar. Kabeyi tavaf ederler. Kur’an okuyabilirler. Kur’an’a el sürebilirler, kocalarıyla cinsel ilişki de bulunabilirler.

Ancak Hanefi mezhebine göre,  bunlar özürlü kimselerde olduğu gibi, her vakit için abdest alıp öyle namaz kılmaları gerekir. Bir abdest ile bir vakit içinde dilediği kadar farz ve nafile namaz kılabilirler. Vakit çıkınca abdestleri de bozulur. Her hangi bir ibadet yapmaları için yeniden abdest almaları gerekir.

Şafii mezhebine göre, her namaz için ayrıca abdest almak gerekir. Kılınan namazın sona ermesi ile, özürlünün abdesti bozulmuş olur. Aynı vakitte de olsa, başka bir namaz kılabilmek için yeni bir abdest alınmalıdır.

You may also like...

Menü