Bir kimse: “Allah her yerdedir.” diyerek Allah-u Zülcelal’in zatıyla her yerde olduğuna inanırsa kafir olur. Çünkü burada Allah-u Zülcelal’e bir mekan izafe etmiştir. Halbuki, Allah-u Zülcelal mekandan münezzehtir. Fakat böyle söyleyen kimse, Allah-u Zülcelal’in kudret ve azametiyle her yerde olduğunu kasdederse kafir olmaz.
İslam inancına göre, kainatta meydana gelen her olay, Allah-u Zülcelal’in bilmesi, dilemesi ve yaratmasıyla meydana gelir. O’nun bilgisi, iradesi ve yaratması olmaksızın hiçbir şey olmaz. Bir insanın ne kadar yaşayacağını, hayatında hangi işleri yapacağını, kiminle evleneceğini, nerede, ne zaman, ne sebeble ve ne şekilde öleceğini de Allah-u Zülcelal ezeli ilmi ile bilmiş ve öylece takdir
İmam-ı Azam bu hususu şöyle açıklamıştır: “İman ne artar ne de eksilir.” Çünkü imanın fazlalığı, ancak küfrün azalmasını, imanın azalması da, ancak küfrün artmasını tasavvur etmek suretiyle anlaşılır. Bu ise, bir kimsenin bir anda hem mü’min, hemde kafir olmasını gerektirir. Bu ise batıldır. Çünkü mü’minin imanında şüphe bulunmaz. İman, taalluk ettiği ve ilgili olduğu şey
Allah-u Zülcelal, dünyayı ve dünya içindeki varlıkları yaratmazdan önce yaşayacak olan tüm insanların ruhlarını yarattı ve ruhlar alemi denilen bir alemde bir araya getirdi. Sonra da hepsine birden hitap ederek onlara: “Elestü birabbiküm (Ben sizin Rabbiniz değil miyim?)” diye sordu. Ruhlar da: “Kâlû Belâ (Evet, sen bizim Rabbimizsin)” diye cevap verdiler. (A’raf; 172) İşte bu
Her kim ki, bu ibadetlerin farziyyetini inkar ederse, o bütün müslümanların ittifakıyla kafir olur. Nitekim İmam-ı Şevkani Neylü’l-Evtar isimli kitabında şöyle demiştir: “Müslümanlar arasında, namazın farz olduğunu inkar eden kimsenin kafir olacağına dair, ulema arasında en ufak bir ihtilaf yoktur. Yalnız yeni müslüman olursa ve yahut namazın vücubu kendisine tebliğ edildikten sonra müslümanlarla ihtilat etmemişse