Alçak gönüllülük

KONYEVİ NETAlçak Gönüllü Olalım
Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Muhakkakki, iyilik kötülükleri giderir. Bu ise düşünebilenlere bir öğüttür.Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.” (Hud; 114-115) Bu ayet-i kerimeden açık olarak anlaşıldığına göre, sevap yapabilmek için ve günahlardan da muhafaza olabilmek ancak sabırla olmaktadır. Nasıl bir musibete karşı, bir acıya karşı sabırlı olmak lazım ise sevap yapmak ve günahlardan muhafaza olmak içinde
sabretmek lazımdır. Yeryüzü, İslam ahlakı ile ayakta duruyor. Bundan dolayı daima nasihat etmek suretiyle birbirimizi hak yola çağırmamız lazımdır. Allah-u Zülcelal’i birbirimize tanıtmamız, O’nun kudret ve azametini anlatmamız ve O’nu birbirimize sevdirmemiz lazımdır. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Allah’ı kullarına sevdirin ki Allah da sizi sevsin.” (Taberani) Peki, Allah-u Zülcelal’i kullarına nasıl sevdireceğiz? Allah-u Zülcelal’in bize nimet vermesini, iman vermesini, ruh vermesini, evlat vermesini, hanım vermesini, sıhhat ve afiyet vermesini anlamamız lazımdır. Mesela; bir hastalığa yakalandığımız zaman burada doktorlar çare bulamadığında eğer kuvvetimiz varsa yurtdışına gidiyoruz. Peki bize bu sıhhati veren kimdir? Tabi ki Allah u  Zülcelal’dir.Bu kadar nimeti veren ve bu kadar iyilikte bulunan Allah-u Zülcelal’i sevmemek nankörlükten başka bir şey değildir.Sadat, bize ne güzel bir yol göstermişlerdir. Onların gösterdiği yol, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yoludur. Onların bu ahlaklarını hem zahiri hem de manevi olarak adeta dişlerimizle sımsıkı tutmamız ve bu yoldan ayrılmamamız lazımdır. Çünkü bu Sâdâtın yolu, bizim için çaredir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin hadis-i şeriflerinde bize beyan ettiği zahiri ve manevi durumları sanki görüyor gibi davranmamız, bu hal içinde olmamız lazımdır. Çünkü kıyamet gününde bunları göreceğiz. Bu dünyada sanki görüyormuş gibi davranırsak,
çok güzel neticeler elde edebiliriz. Nitekim Ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:
“Allah, her insan için bir cennet, bir de cehennem yeri yaratmıştır. Kıyamet gününde cennet ehline: ‘Eğer sen dünyada iman etmeseydin bu senin yerin olacaktı!’ diye, cehennemdeki yeri gösterilir. Cennet ehli, bu cehennem azabını görünce, Allah-u Zülcelal’e hamd-ü sena ile şükrederler ve: ‘Ya Rabbi! Sen bizi bu azaptan muhafaza ettin, cennet nimetlerini bize nasip ettin.’ derler. O zaman cennet nimetleri onlara daha güzel gelir.” (İbn Mace)
Şuanda her taraf aydınlıktır ama bir anda ışıklar giderse, bu ışığın kıymetini o zaman daha iyi anlarız. İşte insan cennette iken kendisine cehennemdeki yeri, oradaki azabı gösterildiği zaman da cennet nimetlerinin kıymetini daha iyi bilecek ve Allah-u Zülcelal’e daha fazla hamd-ü sena ve şükür edecektir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bu hadis-i şerifin devamında şöyle buyurmuştur: “Cehennem ehline de cennetteki yerleri gösterilir. Onlara: ‘Eğer sen dünyada iman etseydin, ibadet yapsaydın bu nimetlere kavuşacaktın, senin yerin burası olacaktı!’ denilir. O zaman
cehennem ehlinin hasreti ve kederi daha fazla olur.” (İbn Mace) İşte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bütün bunları bize beyan etmiştir. Allah-u Zülcelal’in ibadeti, insan için çok büyük bir nimettir.

Seydâ Muhammed Konyevî

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menü