Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Her şeyin hazineleri yalnız bizim yanımızdadır. Biz onu, ancak belli bir ölçüye göre indiririz.” (Hicr; 21) Yağmurun yağması, insanların davranışları, hareketleri, ibadetleri, Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve bunun gibi her şey, Allah-u Zülcelal’in takdirine bağlıdır. Nasıl dünyada yağmuru, nereye icap ediyorsa Allah-u Zülcelâl oraya veriyor, daha sonra orada çeşitli çiçekler ve
Rivayet edildiğine göre, kıyamet gününde şeytan için cehennemde ateşten bir mimber kurulur. O mimberin üzerine çıkar. Kafirler ve dünyada kendisine uyan kimseler şeytana şöyle derler: – Ey Mel’un! Bizi doğru yoldan sen saptırdın! Şeytan da onlara şöyle cevap verir: – Şüphesiz Allah, size gerçek bir vaadde bulunmuştu. Ben de size vaadde bulunmuştum. Fakat vaadimi bozdum.
Bir rivayete göre, İblis, Musa aleyhisselama geldi ve şöyle dedi: “Ey Musa, sen Allah-u Zülcelal’in risâletle seçtiği bir peygambersin. Benim durumum sence mâlum. Dolayısıyla, senin vesilenle Allah’a tevbe etmek istiyorum. Benim için şefaatçi olur musun?” Musa aleyhisselam bu duruma çok sevindi. Çünkü bu mel’un şayet tevbe eder adam olursa kıyamete kadar gelecek olan bütün insanlar
Bedir Harbi’nden sonra Hubeyb bin Adiy’i esir aldılar. O savaşta; Ebu Cehil başta olmak üzere, yetmiş büyük kâfir öldürülmüştü. İntikam almak için hırslandılar. Hubeyb bin Adiy, onların eline geçince, müşriklerin kadınları, çocukları ve gençleri ne yapacaklarını saşırdılar. Ondört yaşında, henüz müslüman olmamış Said bin Amr isminde bir genç de müşriklerin, bu sahabeyi nasıl idam edeceklerini
Bazı kaynaklarda, Malik bin Dinar’ın hayatı şöyle anlatılır: Malik bin Dinar çok zengin bir padişahtı. Gününü içki içmek ve dünya keyf-ü sefası ile geçirirdi. Onun iki yaşında bir kızı vardı. Bu kız, birgün vefat etti. Kızı vefat ettikten sonra, Malik bin Dinar şöyle bir rüya gördü; Kıyamet kopmuş, insanlar haşir meydanında toplanmıştır. O sırada büyük