Müminin 24 saati Günlük program 1

Share

Sabah Uyandığında

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Sizi geceleyin öldüren (uyutan) ve gündüzün ‘güç yetirip etkilemekte (yapıp kazanmakta) olduklarınızı’ bilen, sonra adı konulmuş ecel doluncaya kadar onda sizi dirilten (uyandıran) O’dur…” (En’am; 60)

Allah-u Zülcelal yukarıdaki ayette insanların uykuda canlarını aldığını, ancak daha sonra zamanı belirlenmiş ölüm vakitleri gelinceye kadar tekrar geri verdiğini bildirmektedir.

Güne yeni başlayan mü’min, bu gerçekleri düşünür; Allah’ın kendi üzerindeki geniş rahmeti ve koruması için O’na şükreder; önündeki yeni günü, Allah’ın hoşnutluğunu ve cenneti kazanmak için Allah’ın kendisine verdiği bir fırsat olarak değerlendirir. Sabah gözünü açtığı anda hemen Allah’a yönelerek samimi bir dua ile güne başlar zikirle meşgul olur. İnsan ilk uyandığında kalbi nereye dönük olursa akşama kadar onunla meşgul olur. Yani insan sabah uyanır uyanmaz hemen zikir yaparsa akşama kadar kalbi huzurlu olur. Yok eğer kalbi dünyevi şeylerle meşgul olursa kalbi akşama kadar dünya muhabbetiyle dolu olur.

O halde, seher vakti veya sabah namazında uyanan kimse kalbini herşeyden çözüp, kalbini ve ruhunu tamamıyla Allah-u Zülcelal’in huzuruna çevirmeli ve bu huzurla Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in okumuş olduğu duaları okursa hem Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mutabaatını yapmış olur, kalbi de Allah-u Zülcelal’in razı olacağı amellerle ve muhabbetiyle dolmuş olur.

Çünkü, denildiği gibi, insan ilk uyandığı zaman kalbi ne ile meşgul olursa, akşama kadar onunla beraber olur. O halde kalbi Allah-u Zülcelal ile meşgul yapmak lazımdır ki, kalb aşkama kadar Allah-u Zülcelal’in muhabbetini ve rızasını kazanmaya gayretli olsun.

Böyle davranan insan gün içinde Allah-u Zülcelal’in daima kendisini izlediği bilinci ile hareket eder. O’nun rızasını kazanmaya, emir ve tavsiyelerini yerine getirmeye titizlik gösterir. Allah ile yakın bir bağlantı kurarak samimi bir dua ile güne başlar. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sabah uyandığı zaman şöyle dua ederdi:

“Elhamdulillahillezi ehyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr.”

“Bizi öldükten sonra dirilten Allah’a hamd olsun. Dönüş ancak O’nadır.”  (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi)

Bunları uygulayan insan gün boyunca Allah’ın kendisini dünyada imtihan ettiğinin farkında olarak hareket eder.

Tuvalete Girerken ve Çıkarken

Dinimiz temizliğe çok büyük bir önem vermiştir. Onun için Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Temizlenmek, imanın yarısıdır.” (Müslim)

İnsan doğal olarak sabah uyandığında abdest almadan önce tuvalete gitmeye ihtiyaç duyabilir. Tuvalete girerken şu dua okunur:

 “Bismillah Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habaisi.”

“Allah’ın adıyla, Allah’ım! (kovulmuş birer pislik olan) dişi ve erkek şeytanların şerrinden sana sığınırım.” (Buhari, Müslim)

Tuvalete girerken sol ayakla girilmeli, tuvalette iken konuşmamalı, din ve dünya işi düşünülmemelidir. Avret yerine ve çıkan pisliğe bakmamalı ve idrarın içine tükürmemelidir. Oturmasını da gereksiz yere uzatmamalıdır. Tuvaletten çıkarken sağ ayakla çıkmalı ve çıkarken şu duayı okumalıdır:

“Ğufraneke elhamdülillahillezi ezhebe annî ezâ ve âfânî”

“Ey Allah’ım! Affına sığınırım. Bana eziyet veren şeyi gideren ve bana afiyet veren Allah’a hamdolsun.” (Nesai, İbn Mace)

Her insan istibrasına büyük önem vermelidir. Her insanın istibra yapması, yani zekerindeki idrarı kurutması kendi bünyesinin durumuna göre farklı farklıdır.  Bazıları yürümek suretiyle, bazıları öksürerek, bazıları yatarak, bazıları da zıplayarak istibra yapmaktadırlar. Her insan kendi durumunu bilir.

İstibra yapılmadığı takdirde daha sonra sidik gelirse elbise necis olur, abdest alınmış ise abdest bozulur ve dolayısıyla abdestsiz namaz kılmış olur. Genellikle ihmal edilen bu hususa çok dikkat edilmelidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Sidikten sakınınız. Bir kimse öldüğü vakit, kabirde ilk hesabını bundan verir.” (Taberani)

İnsan temizlik yaparken Allah-u Zülcelal’in huzuruna temiz girmek için temizlik yaptığını düşünmelidir. Böyle bir temizlik abdestinde huzurlu alınmasına vesile olur. Taharet ve abdestte huzur, namazda da huzurlu olmaya sebeptir. Gafletle yapılan taharet ve alınan abdest de namazın ve ibadetin gafletle geçmesine sebeptir.

Abdest Alırken

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:

“Din, temizlik üzerine bina edilmiştir.” (Taberani)

Bu temizliklerin başında abdest gelmektedir. Abdest alan kimsenin kalbi saygı dolu olmalı, Rabbini ziyaret ettiğini, O’nun huzurunda olduğunu bilerek ona göre hareket etmelidir.

Çünkü Allah-u Zücelal âzâların su ile yıkanmasını günahlardan arınmanın sembolü kılmıştır. Onun için abdesti adablarına riayet ederek almak, büyük mükafatları da beraberinde getirir. Nitekim Hz.    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Abdest ne güzel sevaptır. Herhangi bir kimse, Allah-u Zülcelal’in rızasını kazanmak için namaz kılmak isteyip, abdest almaya teşebbüs ettiği zaman; ağzına su verince, dili ile yapmış olduğu bütün günahları bu su damlaları ile yere dökülür ve Allah-u Zülcelal tarafından af ve mağfiret olunur.

Yüzünü yıkadığı zaman, gözleri ile yapmış olduğu bütün günahları, bu su damlaları ile yere dökülür, af ve mağfiret olunur. Ellerini yıkadığı  zaman, elleri ile yapmış olduğu günahları parmak uçlarından dökülür. Ayaklarını yıkadığı zaman, ayakları ile yapmış olduğu günahları bu su damlaları ile dökülür, af ve mağfiret olunur.” (Ebu Davud, İbn Mace)

Bu hadis şuurlu olarak düşünen insanlar için büyük bir işarettir.

Bilinen dini ahkâmların dışında maneviyat ehlinin  abdest üzerinde dikkat ettikleri bir takım edepler vardır. Onların abdestte önem verdikleri edepler şunlardır:

1-) Abdest âzâlarını kalb huzuru ile yıkamak: Salihlerden birisi şöyle demiştir:

“Kalb, abdest alırken uyanık, huzur içinde olursa, namazda da huzur içinde olur. Abdestte bir hata olunca, namazda vesvese gelir.”

2-) Devamlı abdestli bulunmak: Abdest, mü’minin manevi silahıdır. Âzâlar, dini bir alamet olan abdestin himayesinde oldukları zaman, şeytanın onlara etki edip günah işletmesi az olur.

Enes bin Malik radıyallahu anh’dan şöyle rivayet edilmiştir:

“Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir defasında bana: “Yavrum! Devamlı abdestli bulunmaya gücün yeterse yap. Çünkü abdestli iken ölen kimseye şehitlik sevabı verilir.” buyurdu. (Heysemi)

Bu sebepten dolayı, akıllı kimseye düşen görev daima ölüme hazır olmasıdır. Devamlı abdestli bulunmak, ölüme hazır olmak sayılır.

El-Husri şöyle demiştir:

“Gece uyandığım zaman, uykuya abdestsiz dönmemek için kalkar abdest tazeler uykuya öyle dalarım.”

Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayet edilen hadis-i şerifte, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Bilal radıyallahu anh’a hitaben şöyle buyurmuştur:

“Ya Bilal! İslamda en çok sevap umarak yaptığın amelin nedir? Ben cennette senin ayak seslerini duydum.”

Hz. Bilal radıyallahu anh da şöyle cevap vermiştir:

“Gece veya gündüz her abdest alışımda, Allah için iki rekat namaz kılarım. Bundan başka da fazlaca sevap umduğum bir amelim yok.” (İbn  Huzeyme)

3-) Suyu israf etmeden, fıkhi ölçülerde kullanmak: Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur :

“Abdestte musallat olan “Velhan” isimli bir şeytan vardır. Onun kullandığınız su da size vereceği vesveseden sakının.” (İbn  Mace)

Ebu Abdullah Rüzbari şöyle demiştir:

“Şüphesiz şeytan insanların bütün amellerinden bir şey koparmaya çalışır. Onun için onların kendilerine emredilen şeyleri eksik veya fazla yapmalarının bir önemi yoktur. Hangisini yapsalar şeytan sevinir.”

4-) Bâtınî temizliğe önem vermek:  Maneviyat ehlinin en fazla üzerine durdukları; maneviyatlarını çirkin sıfatlardan ve sevimsiz ahlaklardan temizlemektir. İlmin müsaade ettiği zahiri temizliklerde titizliklerinin yanında, bu temizliklerle maneviyatlarını temizlemeye özen gösterirler.  Manevi birere pislik olan kibir, ucub, dünya muhabbeti gibi hastalıkları temizlerler. Her insan  bunları yaparken hem zahirini hem de  maneviyatını temizleyip Allah-u Zülcelal’in huzuruna temiz bir şekilde gireyim diye düşünmelidir.

Ashab-ı kiramların zahiri temizlik hususundaki her işleri o günün şartlarına uygun olarak kolaylık üzerine idi. Bunun yanında manevi temizliğe çok önem verirlerdi. Bu zahiri temizliği vesile kılarak maneviyatlarını temizlemek için büyük gayret gösterirlerdi.

Netice olarak yazılmış olunanları duyup öğrendikten sonra, abdestini huzurlu olarak almayan kimse; Allah-u Zülcelal’in rızasını, ecir ve sevaplarını önemsememiş olur. Onun için elimizden geldiği kadarı ile abdestimizi huzurlu olarak almaya gayret etmemiz lazımdır.

İnsan abdest alırken sanki Allah-u Zülcelal’in huzurunda bulunduğunu, O’nun ibadetini yapmak için abdest aldığını, âzâlarını huzurlu bir şekilde yıkadığını ve o suyun bereketi ile Allah-u Zülcelal’in o âzâları ile işlemiş olduğu günahları affettiğini mülahaza etmelidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Bir kimse, abdest alırken Allah’ı zikrederse (Allah ile huzurlu olursa), bütün âzâlarının işlediği günahlardan temizlenmiş olur. Eğer Allah-u Zülcelal’i zikretmezse (Allah ile huzurlu olmazsa) su değen yerlerden başkası temizlenmez.” (Darekutni)

Kişi, huzurlu olarak besmele ile abdeste başlamalıdır. Abdest sonunda da şu duayı okumak abdestin edeblerindendir:

“Bismillahirrahmanirrahim. Eşhedü enlâ ilahe illallahu vahdehu lâ şerike leh. Ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve Rasulüh. Allahümmec-alni minettevvabine vec’alni min el mütedahhirine vec’alni min ibâdike-s sâlihine sübhaneke-llahümme vebihamdike ve estağfirüke ve etübu ileyke.”

“Allah’tan başka ilah olmadığına, O’nun bir (tek) olduğuna, ortağı bulunmadığına ve Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in O’nun kulu ve resulü olduğuna şehadet ederim. Ey Allah’ım! Beni çok tevbe edenlerden ve (günahlarından) temizlenen-lerden eyle! Ve beni salih kullarından eyle! Seni (her türlü noksanlıktan) tenzih ederim ve sana hamd ederim. Affına sığınır ve sana tevbe ederim.”

Ayrıca abdesttten sonra Kadir suresi de okunmalıdır. Nitekim Deylemi’den rivayet edildiği üzere Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“İnsan abdestini bitirince Kadir suresini bir defa okursa, sadıklardan olur. İki defa okursa, şehitler divanına yazılır. Üç defa okursa, peygamberlerle haşrolunur.” (Deylemi)

Yorum bırakın