Müminin 24 saati Günlük program 4
Vasıtaya Binilirken Okunacak Dua
Mü’min işine gideceği zaman vasıta ile gidiyorsa vasıtaya binerken besmele çekerek şu duayı okur:
“Elhamdülillahi sübhanellezi sehhara lenâ hâzâ vemâ künnâ lehû mugrinîn ve innâ ilâ Rabbinâ le müngalibûn”
Sonra üç defa hamd edip tekbir getirilir ve şöyle denilir:
“Lâ ilâhe illâ ente zalemtü nefsî feğfirlî innehû lâ yağfiruzzünûbe illâ ente”
“(Ey Allah’ım) Senden başka ilah yoktur. Ben nefsime zulmettim, beni bağışla. Günahları ancak sen bağışlarsın.” (Ebu Davud, Tirmizi)
Duha Namazı
Her mü’min duha namazını geçirmemeye çalışmalıdır. Bu namaz, güneş doğduktan yaklaşık kırk dakika sonrasından itibaren başlayıp zeval vaktine kadarki zaman içerisinde kılınan mendup bir namazdır. Duha namazı en az iki en çok da on iki rekat olarak kılınır. Evliya-ı kiramlar bu namazı ramazan ayında sekiz rekat, ramazan ayı dışında da dört rekat olarak kılmışlardır. Bizler de evliyalara mutabaat ederek bu namazdan kendimizi mahrum etmememiz lazımdır. Çünkü Ebu Zer radıyallahu anh’dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Her birinizin, her eklem yerinin bir sadakası vardır. “Her sübhanallah, bir sadaka yerine geçer. Her elhamdülillah bir sadakadır. Her lâ ilâhe illallah… bir sadakadır. Her Allah-u ekber bir sadaka olur. İyiliği emretmek bir sadaka, kötülüğe mani olmak bir sadakadır. Onun kıldığı iki rekat duha namazı bütün bunları karşılar.” (Müslim)
Taberani de şu hadisi rivayet eder:
“Cennette duha kapısı denilen bir kapı vardır. Kıyamet günü bir münadi şöyle seslenir:
“Ey duha namazı kılanlar nerdesiniz? İşte gireceğiniz kapı burasıdır, Allah-u Teala’nın rahmetiyle buradan içeri giriniz.” (Taberani)
Böylesine faziletli bir namazı kaçırmamamız lazımdır.
Öğle Namazı
Duha namazını kılan insan öğle namazına da hazırlanmış demektir. Öğle ezanı okunduğu zaman yine ezana icabet edilmelidir. Öğle namazı da sünnetleriyle beraber huzur ve huşu içerisinde kılınmalı, tesbihatlar da ihmal edilmemelidir. Öğle namazını kıldıktan sonra doğal olarak herkes işinin başına geçer. Boşta olanlar yine zikir ve ibadetle meşgul olmalıdırlar. Eğer insan saban namazından sonra istirahat yapmamış ise, gece namazına yardımcı olması için bir miktar kaylule uykusuna da yatabilir.
İkindi Namazı
Bir namazı kılıp diğer namaza hazırlıklı olup beklemek Allah-u Zülcelal’in yanında çok makbul bir ameldir. Onun için ikindi namazı gelmeden önce abdestli bir şekilde hazırlıklı olunmalıdır. Ezan okunduğu zaman yine ezana icabet edilmeli, ikindi
namazı huzur ve huşu içerisinde kılınmalı ve namazdan sonra yapılan tesbihatlar da ihmal edilmemelidir. İkindi namazından sonra zikirle meşgul olmak çok faziletlidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“İkindi namazından güneş batıncaya kadar Allah’ı zikreden cemaatle oturmayı İsmailoğullarından her birinin bedeli onikibin dirhem olan dört köle azat etmeye tercih ederim.” (Ebu Davud, Ebu Ya’la, İbn Ebi’d-Dünya)
İkindi namazından sonra Nebe suresini de okumak iyidir. Çünkü Ebu’d-Derda radıyallahu anh’dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“İkindi namazından sonra ‘Nebe Suresini’ (Amme yetesâelün)’ü okuyan kimseden Allah-u Teala kıyamet azabını hafifletir.”
Evliyalar ikindi namazından sonra bir cüz Kur’an-ı Kerim okumuşlardır. İmkanı olanlar ikindi namazından sonra bir cüz Kur’an-ı Kerim okumalıdırlar. Bu vakitte okuyamayanlar günün diğer vakitlerinde mutlaka okumalıdırlar. Abdullah bin Mes’ud radıyallahu anh’dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Kur’an-ı Kerim’i okuyunuz. Çünkü o kıyamet gününde okuyucularına şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim)
Ebu Hureyre radıyallahu anh’dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem başka bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Kur’an-ı Kerim’i okuyup onunla amel eden, kıyamet gününde gelince, Kur’an; ‘Ya Rabbi! Ona hulle giydir’ der. Bunun üzerine kendisine şeref tacı giydirilir. Sonra Kur’an; ‘Ya Rabbi! ona ihsanını artır’ diye dua edince, şeref elbisesi giydirilir. Daha sonra Kur’an; ‘Ya Rabbi! ondan razı ol’ der. Allah-u Teala da kendisinden razı olur ve kendisine;
“Oku ve yüksel.” denilir. “Okuduğu her ayetten dolayı bir iyilikte fazla verir.” (Tirmizi)
Akşam Namazı
Akşam ezanı okunduğunda da aynı şekilde ezana icabet edilir. Akşam namazının vakti dar olduğu için imkan dahilinde erken kılınmalıdır. Akşam namazı da huzur ve huşu içerisinde kılındıktan sonra tesbihatlar yine yapılır. Akşam namazının farzından ve sünnetinden sonra iki rekat evvabin namazı kılmak çok faziletlidir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bu namazı altı rekat olarak kıldığı rivayetleri de vardır. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Akşam ile yatsı arasında namaz kılanın namazı evvabinlerin (Allah’a dönüş yapanların) namazındandır.” (İbn Mübarek)
Yatsı Namazı
Yatsı ezanı okununca da aynı şekilde ezana icabet edilir. Yatsı namazı da sünnetleri ile beraber huzur ve huşu içerisinde kılınır. Yatsı namazı kılındıktan sonra tesbihatlar da yapılarak ihmal edilmez. Tesbihatların sonunda Mülk suresini okumak çok faziletlidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Her kim Mülk (Tebareke) süresini her gece okursa Allah o sure ile kendisini kabir azabından uzaklaştırır.” (Tirmizi)
Bütün bunlardan sonra Vitir namazı kılınır. Vitir namazının vakti yatsı namazının vaktidir. Fakat yatsı namazından önce vitir kılınmaz.
Eğer Şafii olanlar teheccüd namazına kalkma niyetindeyse ve kalkabileceğine kendine güveniyorsa, vitir namazını teheccüd namazının sonunda kılması daha iyidir. Hanefi mezhebinde vitir namazı vacip olduğu için kesin olarak gece kalkabilirse onlar da geceye tehir edebilir. Gece kalkamama gibi korkuları varsa yatmadan önce kılmalıdırlar.
Vitir namazını ihmal etmemek gerekir. Çünkü Büreyde radıyallahu anh’dan rivayetle Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Vitir namazı İslam’da vardır. Kim onu kılmazsa bizden değildir. (Bizim yolumuzdan yürümemiştir.) Vitir namazı İslam’da vardır. Kim onu kılmazsa bizden değildir. (Bizim sünnetimize uygun hareket etmemiştir.) Vitir namazı İslam’da vardır. Kim vitir namazını kılmazsa bizden değildir. (Bizi takip etmemiştir.)” Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu sözleri üç defa tekrarlamıştır.” (Ahmed bin Hanbel, Ebu Davud, Hakim)
Vitir namazından sonra şu dua okunmalıdır:
“Sübhane’l-meliki’l-kuddusi”
(Ebu Davud, Nesai)
Yatsı namazından sonra imkan dahilinde teheccüde kalkmak için geç yatmamak daha iyidir. Her mü’min namazdan sonraki vaktini tv izlemek gibi şeyler yerine sohbet ve zikir gibi ibadetlerle vaktini değerlen-dirmelidir. Hayır işi olmazsa dünyevi şeyler konuşmak mekruhtur. Taheccüd ve sabah namazına kalkma sebepleri; erken yatmak, çok yememek ve günahlardan uzak durmaktır.
Yatmaya Hazırlık
Mü’min akşam evine geldiği zaman yine şu duayı okumalıdır:
“Allahümme inni es’elüke hayral mevleci ve hayral mahreci Bismillahi velecnâ, ve bismillahi haracnâ ve Alellâhi Rabbena tevekkelnâ”
“Ey Allah’ım! Senden, girilen yerin de, çıkılan yerin de hayrını isterim. Allah’ın adıyla girdik, Allah’ın adıyla çıktık. Rabbimiz Allah’a (dayanıp) tevekkül ettik.” (Ebu Davud)
İnsan eve girdiğinde evde kimse yok ise şöyle demelidir:
“Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâ- hissalihin”
“Bize ve Allah’ın salih kullarına selam olsun.”
Evde insan varsa şöyle demelidir:
“Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berakatühü”
“Allah’ın rahmet, bereket ve selamı sizin üzerinize olsun.” (İmam Malik)
Her mü’min akşam evine döndüğünde bu şekilde evine girmelidir. Bundan sonra bir gün içerisinde ne yapmış ise onun muhasebesini yapmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Akıllı odur ki, nefsini hesaba çeker ve ölümden sonrası için amel işler.” (Tirmizi, İbn Mace)
Hz. Ömer radıyallahu anh şöyle buyurmuştur:
“Allah-u Zülcelal sizi hesaba çekmeden, siz kendinizi hesaba çekin. Amelleriniz tartılmadan amellerinizi tartın.”
Şunu bilmek lazımdır ki, muhasebeden maksat; insanın yaptığı işlerden dolayı kendisini ve nefsini hesaba çekmesi ve bu işlerin doğru ve yanlış, sevap ve günah olanlarını ayırıp bunlarla ilgili gerekli değerlendirmeyi yapmasıdır. Muhasebenin pek çok olan faydalarından biri, kâr ve zararların belirlenmesi ve bundan sonraki yapılacak işlerin daha sağlıklı bir şekilde tesbit edilmesidir. Buna göre yapılmış olan işler doğru ve kârlı iseler, yapılmasına devam edilir ve Allah-u Zülcelal’e şükredilir. Çünkü muvaffakiyet O’ndandır. Yapılan işler yanlış ve zararlı iseler, onlara son verilir. Tevbe ve istiğfar edilir.
Akıllı kimse, vaktinin bir kısmını yaptıklarını muhasebe etmeye ayırandır.
Dünyada yaptıklarının hesabını gören kimselerin, ahirette hesap vermeleri kolay olur. Ölmeden önce hesabını görmeyenlerin, hesabı çok çetin geçer.
İnsan, karşısına hayırlı bir amel geldiği zaman, kendi kendine: “Bu amel hayırlı bir ameldir. Eğer bunu yaparsam belki Allah-u Zülcelal benden razı olarak cennetine koyar.” Ama hayırlı amel değilse: “Eğer ben bu günahı yaparsam, Allah-u Zülcelal bana gazaplanarak, cehennem azabı ile bana azap verir.” diye düşünüp hesabını, görmelidir.
Netice olarak, insan henüz elinden fırsat varken nefsini hesaba çeker, onu ayıp ve kusurlardan temizlemek suretiyle ıslah ederse, nefsinin şerrinden kurtulabilir. Nefsi daima hesaba çekmek lazımdır.
Şah-ı Nakşibend demiştir ki:
“Nefsi hiç olmazsa bir, iki veya üç saatte bir hesaba çekmek lazımdır.”
Eğer bu bir iki ve üç saat içinde salih ameller yapmış ise, ona cennet ni’metlerini hatırlatarak daha da çok yapması için teşvik etmelidir. Yok eğer kötü amellerle vaktini geçirmişse, ona cehennem azabını hatırlat-malı ve hemen tevbe edip Allah-u Zülcelal’e yönelmelidir.
Onun için henüz fırsatımız varken, Allah-u Zülcelal bizi hesaba çekmeden önce, biz kendimizi hesaba çekip, bizi dünyanın zevk ve sefasına yönelten nefsimizi ıslah etmenin ve kötü sıfatlardan kurtarmanın çarelerine bakmamız lazımdır. İnsanın nefsi ile arasındaki ilişki, ticari ortaklığa benzer. Nasıl ki ortaklar her işten sonra birbirleriyle hesaplaşır, kâr ettiklerinde de birbirlerini daha iyisi için teşvik ederlerse, mü’min de ticaret ortağı gibi her akşam nefsiyle hesaplaşmalıdır. Allah-u Zülcelal’in razı olduğu salih amelleri yapmış ise ona, haşr, mizan ve sırat köprüsünden başarıyla geçeceğini, Allah-u Zülcelal’in kullarına karşı çok lütufkar olduğunu (Şura; 19) ve cennet ni’metlerini hatırlatıp daha iyisini yapması için teşvik etmelidir. Tevfik verip lütufta bulunduğu içinde Allah-u Zülcelal’e hamd ve şükür etmelidir. Allah-u Zülcelal’in gazabına neden olan bir günah yapmış ise ona, Allah-u Zülcelal’in azabının pek şiddetli olduğunu (Bakara; 211), ölümü, kabri, Münker ve Nekir’i, haşri, mizanı, sıratı ve cehennem azabını hatırlatmalıdır. Bu kötü amel Allah’ın gazabına neden olduğu için pişman olup tevbe etmeli, bir daha yapmamaya kendi kendine söz vermelidir.


