Kabir ve Kabir ziyareti
Ölünün kırkıncı ve elli ikinci gecesi münasebetiyle merasim tertip etmenin İslam’da yeri var mıdır?
Bazı yörelerimizde, ölünün kırkıncı ve elli ikinci günlerinde düzenlenen merasimlerin dinimizle hiçbir ilgisi yoktur. Bize ulaşan hiçbir kaynakta, ölünün kırkıncı ve elli ikinci gecesi münasebetiyle ilgili hiçbir haber varit olmamıştır. Dolayısıyla böyle gecelere özel, merasim yapmak bidattir (sonradan uydurulmuştur). Ölü için dua her zaman iyidir. Fakat bunun da belli bir zamanı ve mekânı yoktur.
Kabir üzerine oturmak caiz midir?
Hanefi mezhebine göre, kabirlere basıp üzerine oturmak mekruhtur. Ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet edildiğine göre, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Sizden birinizin, ateş üzerine oturup elbisesini yakıp ateşin canına tesir etmesi, kabir üzerine oturmasından hayırlıdır.” (Müslim, Ebu Davud, Nesâi)
Yalnız İmamı Azam’a göre, kabrin bir kenarına oturmak mekruh değildir. İmam-ı Şafii rahmetullahi aleyh ise yukarıdaki hadise dayanarak, kabir üzerinde oturmanın mekruh olduğunu söylemiştir.
Bir kabre birden fazla ölü gömmek caiz midir?
Hanefi ve Şafii âlimleri, zaruret olmadıkça bir kabre iki kişinin gömülmesinin caiz olmadığı hususunda ittifak etmişlerdir. Zaruret durumu şudur; ölülerin sayısı çok olup kısa zamanda hepsine ayrı ayrı kabir kazmak güç olursa yahut yer darlığı olursa yahut kazacak kimse bulmak mümkün olmazsa (birbirine yabancı erkek ve kadınlar da olsa) birden fazlası bir arada gömülebilir. Gömülenler arasında topraktan bir engel yapılır ki, vücutları birbirine temas etmesin.
Ölünün cesedi çürüyüp tamamen toprak olursa başkasını onun kabrine defnetmek caizdir. (Ölünün toprak olup olmadığı konusunda, o bölgede bilgi sahibi birine danışılır.) Cesedi çürümemiş olan bir ölünün kabri açılmaz.
Taziye’nin hükmü nedir?
Taziye sabır dilemek demektir. Bir yakını vefat eden kimselere taziyede bulunmak ve ölenin aile efradının doyurulması, komşu ve akrabalarının yemek yapıp onlara götürmeleri müstehaptır (sevap kazandıran iyi bir ameldir).
Çünkü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Cafer bin Ebi Talib’in şehid olduğu haberi geldiğinde, Cafer’in ailesine yemek yapılıp götürülmesini emretmiş ve muhtelif hadis-i şeriflerinde, taziyede bulunmanın sevabının büyüklüğünden bahsetmiş, hatta bu mükâfatın, musibete uğrayıp ta sabredenin mükâfatı kadar olacağını belirtmiştir. (Tirmizi, İbn-i Mace)
Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Kim bir felakete (musibete) uğramışa taziyede bulunursa Allah onun sevabının bir benzerini de taziye edene verir.” (Tirmizi)
Taziye için belli bir zaman olmamakla beraber, ölüm vukuundan itibaren, o beldede bulunanların üç gün içinde ve ilk karşılaştıkları zaman taziyede bulunmaları gerekir. Bu, definden sonra olabileceği gibi önce de olabilir. Ölünün aile efradının oturduğu yerdekiler için taziyeyi üç günden sonraya bırakmak mekruhtur. Uzakta olanlar ise ne zaman görüşürlerse o zaman taziyede bulunurlar.
Taziyeye gidiyoruz diye, ölü evinde toplanıp yemek yemek veya ölü sahibinin taziyeye gelenlere üç güne kadar evinde ziyafet vermesi mekruhtur. Eğer varisler arasında henüz baliğ olmamış olanlarda varsa o zaman bu yemek onların rızası söz konusu olmadan, onların malından harcandığı için haram olur.
Nitekim Ashab-ı Kiram, ölü evinde ziyafet vermenin yasak olduğunda icma etmişlerdir. Çünkü bu gibi fiiller, cehalet devri adetlerindendir. Ama ziyafet vermeyip de fakirleri toplayıp ölünün hayrı için yemek yedirmek caizdir. Başka bidatler karıştırmamak şartıyla, bu müstehap olan tasadduktan sayılır.
Kabir ziyaretinin adabları nelerdir?
Kabir ziyaretinin adabları şunlardır:
1- Abdestli olmak.
2- Dünya meşgalesini, içinden atıp ahireti düşünmek, dünyanın fani olduğunu, her an için toprağın altına gireceğini düşünmek.
3- Kabirleri ziyaret eden kişi, ziyaret ettiği kimseye, hayattayken nasıl yaklaşıyor idiyse (yakınlık derecesine göre) aynı şekilde mezarına yaklaşarak, ayakta kıbleye doğru veya ölünün yüzüne karşı durarak şöyle dua etmek: “Es-selamu aleykum, ey müminler yurdunun sakinleri! Bizler de inşaallah sizlere kavuşacağız.”
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem Cennet’ül-Baki mezarlığını ziyaret ederken böyle selam verirlerdi. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Dünyada tanıdığı mümin kardeşinin kabrini, ziyaret eden ve ona selam veren hiçbir kimse yoktur ki, kabirde yatan kimse onu tanımasın ve selamını almasın.” (Beyhâki)
4- Ayrıca kabrin yanında Kur’anı Kerim okuyup duada bulunmak da kabir ziyaretinin adablarındandır. Ölü için dua etmek, azabın defi ve ölünün derecelerinin yükselmesi için yararlıdır.
Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem bir hadisi şerifte şöyle buyurmuştur: “Kabirdeki ölü, suya batan ve kurtarılması için feryat eden kimse gibidir. Oğlundan, kardeşinden yahut her hangi bir dostundan gelecek duayı bekler. Bu dua imdadına vardığında, kendisi için dünya ve içindekilerden daha sevimlidir. Hayattakilerin ölülere hediyeleri, dua ve istiğfardır.” (Deylemi)
5- Gelenekleştiği gibi mezara reyhân ve hurma dikmek menduptur, iyidir. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir hurma dalını ikiye bölmüş ve bir mezara yarısını, diğerine de diğer yarısını dikmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kurumadıkları müddetçe, mezarda yatanların azaplarını hafifletmesi umulur.” (Buhâri, Müslim)
Buradan da anlaşılıyor ki, Kur’an okumak da ölüye fayda verir. Çünkü o hurma dalları yaş kaldıkları müddetçe mezardakilere faydalarının dokunacağı umuluyorsa müminin okuyacağı Kur’an’dan istifade etmesi daha evladır.
Bunların yanında kabir ziyaretinde; yüksek sesle ağlamak, erkek ve kadın cemaat olarak karışık ziyaret etmek mekruhtur. Kabrin taş ve demirlerini öpmek, çirkin bir bidattir. Onlara asılmak, mum yakmak, çaput bağlamanın ise İslam’da yeri yoktur.
Kabirleri çiğneyip üzerlerinden geçmek de mekruhtur. Bu, ölüye saygısızlık ve onun haklarını çiğnemek gibidir. Onun için bu şekilde hareket etmekten kaçınmak gerekir.
Kabirleri haftada bir gün, özellikle cuma günleri ziyaret etmek erkekler için menduptur. Salih kimselerin kabirleri teberrük (onların kabrine gelen rahmetten bereketlenmek) için ziyaret edilir. Uzak bir yerde bulunsalar dahi, bu yolculuğa katlanmak menduptur.
Kaynak: Seyda Muhammed Konyevî; “Günümüz Meselelerine Fetvalar”, Reyhanî Yayınları, 2004, İstanbul.


