1.Vasiyetim – Marifet Sahibi Olmaya Çalışalım

vasiyetimi1. VASİYET
Marifet Sahibi Olmaya Çalışalım
Marifet, Allah-u Zülcelal’i tanımak, başka bir de-yişle, kalbinde Allah-u Zülcelal’den başka hiçbir şey
bulundurmamaktır. Allah-u Zülcelal bir ayet-i keri-mede şöyle buyurmuştur: “Ben, cinleri ve insanları
ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.”(Zâriyât;
56)

İbn-i Abbas, âyette geçen: “kulluk etsinler” ifade-sini, “beni tanısınlar” şeklinde tefsir etmiştir.
Allah-u Zülcelal’i tanımak bir nurdur. Allah-u
Zülcelal bu nuru, sevdiği kullarının kalbine koyar. Bu
nurdan daha azim hiçbir şey yoktur.
Marifet ehli Allah ile beraberdir. Onlar Allah’ı ana-rak yaşar, Allah’ı anarak ölür ve Allah’ı anarak Allah’a
ulaşır.
Rabbini tanımayan kimse O’nu sevemez, seveme-yen temiz kulluk edemez. Mârifeti az olanın imanı za-yıf olur. İmanı zayıf olanın, ibâdeti gevşek olur.

Kul, Allah-u Zülcelal’i ne kadar tanırsa o kadar ita-at eder, itaatin ardından her türlü gam ve keder biter.
O halde insandaki dünyevi gam ve kederin çokluğu,
Allah-u Zülcelal’e itaatsizliğin neticesidir.
Marifetin hakikati; Kalbin Allah-u Zülcelal ile ihya
olmasıdır. Nasıl bir kişinin nefsi ölürse, dünyadan
uzak olur diyorsak, bununla beraber kişinin kalbi de
ölünce Rabbinden uzak olmuş olur. İnsan Rabbinden
uzak kalmamak için, kalbin Allah-u Zülcelal’i tanı-ması ve O’nunla ihya olması lazımdır. Çünkü Allah-u
Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur;
“Hiç, ölü iken diriltip ona insanlar arasında yü-rüyebileceği bir nur verdiğimiz kimse, karanlıkla-ra dalmış ve bir türlü çıkamayan kimse ile bir olur
mu?” (En’am; 122)
Kim Allah-u Zülcelal’i tanırsa, O’ndan başkasını
kendisine dost olarak seçmez. Demek ki biz Allah-u
Zülcelal’i hakkıyla tanımadığımız için kendimize baş-ka başka dostlar seçiyoruz. Çünkü bazı Evliyalar şöyle
buyurmuşlardır;
“Allah-u Teala’dan başka her şeyden tamamıy-la alakasını kesip sadece Allah-u Zülcelal ile be-raber olmaya sabredebilen bir kalp sahibi; dünya-dan, mahlukattan, nefsinin arzu ve isteklerinden
tamamen uzaklaşır. Rabbinden başka hiçbir şeyle
meşgul olmaz ve O’ndan başkasına güvenmez.”
Allah-u Zülcelal, Davud aleyhisselam’a: “Ey Da-vud! Beni ve nefsini tanı.”diye vahyetti. Davud
aleyhisselam bir müddet tefekkür ettikten sonra: “Ya
İlahi! Ben seni vahdaniyyetle ve kudretle tanıdım.

Nefsimi de fena ve acziyetle tanıdım.” diye cevap
verince, Allah-u Zülcelal: “Sen şimdi beni tanıdın.”
buyurmuştur.
Demek ki insan Allah-u Zülcelal’i vahdaniyyet,
kudret ve azametle, kendisini de acziyyetle tanır ve
inanırsa, Allah-u Zülcelal’i tanımış olur.
Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem mirac
mucizesinin son durağında, “Ben seni hakkıyla ta-nıyamadım.” (Buhari, Müslim)buyurmakla, hem bu sa-hanın sonsuzluğunu hem de marifetimizi kesinlikle
yeterli görmeyip ömrümüzün sonuna kadar bu yolda
ilerlememiz gerektiğini bize ders vermektedir.
Allah-u Zülcelal’i zatı ve sıfatları ile hakkıyla ta-nımak, ona aşık olmak ve sevgi beslemek İslam dinin-de çok kıymetlidir. Marifeti elde eden kimse dünyada
huzur bulduğu gibi ahirette de büyük bir zafer elde
edecektir. Marifeti elde edebilmek için ona ulaştırabi-lecek bütün sebeplere başvurmak gerekir.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Menü